|
Ada Nehir’in ilk öyküsü
Merhabalar ben Zeynep Akseki,
Sizlerle kızım Ada Nehir’in dünyaya geliş öyküsünü aktarmak
istiyorum. Benden çok daha zor şartlarda hamilelik geçirmiş anneler
olduğunu biliyorum çok daha kötü sorunlar yaşamış olanların da
farkındayım ama ben yaşadıklarımı sizlerle paylaşmak istiyorum.
Ta en başından başlayacağım……………………
Bebek sahibi olmak istediğimize karar verdikten kısa bir süre sonra
hamile olduğumu öğrendim. Gerçekten bu konuda çok şanslı bir
çifttik. Hemen doktorumu aradım ve 35 hafta sürecek serüvenimiz
başlamış oldu. İlk 7 ay güzel bir hamilelik dönemi geçirdim bebeğim
ve ben sağlıklıydık. Rahmimdeki 6 adet myom henüz sıkıntı
yaratmamıştı ama yaratma ihtimalinin bilincindeydim.
30 haftalık hamileyken bebeğimdeki gelişme geriliği ufak ufak
kendini gösterdi. Bu haftadan itibaren doktor kontrollerini biraz
sıklaştırdık ta ki bir gece bebeğim hareket etmiyor diyerek uykumdan
uyanana kadar. Gerçekten Nehir’in hareketi yok denecek kadar azdı.
Zaten son zamanlarda içimde bir sıkıntı vardı ne zaman bir bebek
görsem ağlamaya başlıyordum. Hemen doktorumu aradım ve kontrole
gittim. Durumu anlattığımda NST yapıldı ve sonuç kötüydü. Geçen sene
bu vakitler artık doktorumu günde 3 kez ziyaret etmeye başlamıştım.
Evde sadece ihtiyaçlarımı karşılayabilmek için ayağa kalkabiliyordum
bütün gün ayaklarımı uzatıp yatmak zorundaydım. Belki bir iyileşme
olur diye kısa bir süre bekledik ancak sonuç değişmedi. Bunun
üzerine daha ileri tetkikler yapıldı ve sonuçta artık hastane
ortamında kontrol edilmem gerektiğine karar verildi ve hastaneye
yattım.
Doktorum bana doğumu her an yapabileceğini ancak anne karnında
geçen 1 günün bile çok çok önemli olduğunu bu nedenle vakit
kazanmamız gerektiğini söylüyordu. Nehir 34 haftalık olmasına rağmen
30 haftalık bebek büyüklüğündeydi. Bu durumun bilincine vararak tüm
soğukkanlılığımı korumaya gayrettim, çünkü benim moralim bebeğime
gün kazandıracaktı. Bu noktada doktoruma sonsuz güvenim
vardı ve onun benim ve bebeğimin sağlığı için en iyi kararı
verdiğine hiç şüphem yoktu.
Nehir’deki gelişim biraz düzelir gibi oluyordu yaklaşık 300 gr daha
almıştı 17.03.2006 de kilosu 2050 gr. 18.03.2006 tarihinde kilosu
1950 gr düştü ve doktorum artık beklememiz gerektiğini bebeğin kilo
kaybetmeye başladığını ve hemen doğumu gerçekleştireceğini söyledi.
Tüm aile fertleri hep birlikte hastanede ameliyathaneye girmemi
bekliyorduk. Ben hala sakindim. Nehir tüm ailenin ilk bebeği
olacaktı.
Saat 21:30 da ameliyathaneye girdim en son saate baktığımda saat
21.50 idi. Saat 00:30 da “Zeynep Hanım Zeynep hanım” diye bir ses
duydum ve her şey bitmişti. İlk sorduğum “kaç kilo, sağlık mı ve kız
oldu değil mi” oldu.
ADA NEHİR AKSEKİ 18.03.2006 tarihinde 22:15’de İstanbul’da dünyaya
merhaba dedi. 1955gr ağırlığında 44cm boyunda ve 32cm baş çevresine
sahip, fındık kadar bir bebekti. Bir sağlık problemi yoktu. Saat
01:30 gibi bebeğim ve ben ilk kez karşılaştık.
Doktorum yanıma geldi toplam 550gr ağırlığında 6 adet myom aldığını
bebeğime kordonun iki kere dolandığını ve tüm bunların sonucunda da
bebeğin beslenemediğini belirtti.
Zaten her şey artık anlamını yitirmişti hayat Nehir’in etrafında
dönmeye çoktan başlamıştı.
Bütün bir gece anne kız başa başa vakit geçirdik.
Benim ilk çocuğum Nehir’di ve ailedeki son çocuk olduğum için daha
önce yenidoğan bebek görmemiştim. Herkes ne kadar küçük olduğunu
söylerken bana o kadar da küçük gelmiyordu.
Nehir hemen emmeye başladı ve sütüm de hem geldi. Her şey çok güzel
gidiyordu çok mutluydum. Doğumdan 48 saat sonra yenidoğan her
bebekte olabilen sarılık Nehir’de de gelişti. Doktorlar fototerapiye
girmesi gerektiğini söylediler, bu nedenle bende hastanede kalışımı
1 gün daha uzattım.
İlk fototerapiye girdiğinde hiçbir şey anlamamıştım sarılık nedir,
önemli midir, neden kaynaklanır hiç bilmiyordum. Zaten
ziyaretçilerden bunları düşünmek için fırsatım olmuyordu.
21.03.2006 tarihinde ailecek evimize döndük. Kızım ve ben aynı
yatakta yatıyorduk ve tabi babası da salondaki kanepede. Eşim
yaklaşık iki ay kanepede yatmak zorunda kaldı J Nehir’in göbeği ise
23.03.2006 tarihinde düştü.
Artık Nehir tam 1 haftalık olmuştu kilo alımı iyiye gidiyordu
hastaneye kontrol için gittik ve kan tahlili yapıldı Bilirubin
seviyesi 24,5 çıktı. Hemen fototerapiye alındı ben ne olduğunun
farkında değildim henüz ama doktorlar biraz panik olmuş gibi
görünüyordu. Tanıdığımız çocuk doktorları ile temasa geçtim
gerçekten çok yüksek bir bilirubin seviyesiydi. Nehir premature bir
bebekti en yüksek sınır 17 olmalıyken 24,5’e kadar yükselmişti.
Artık yenidoğan sarılığının aslında ciddi sonuçlar verebilen bir
rahatsızlık olduğunu iyice kavramıştım.
Nehir 18 saatten toplam 5 kere fototerapi tedavisi gördü. Sürekli
kan alınıyordu elleri ayakları artık delik deşik olmuştu. Zaten
küçücüktü kızım hiçbir kıyafet hiçbir çorap üstüne olmuyordu. Erken
doğmasında kaynaklanan yenidoğan sarılığından tam 40 gün sonra
kurtulabildik. Tabiî ki sadece sarılık olduğu için çok şanslıydık.
Kızımın bilirubinin yükseldiği dönemde bırakın sarıyı turuncu bir
renk almıştı teni. Çok yüksek bilirubin seviyesinde bebeklerde
halsizlik, sürekli uyku hali ve emememe gibi belirtiler olduğunu
buna dikkat etmemiz gerektiğini söylemişlerdi. Nehir biraz fazla
uyusa hemen korkmaya başlıyordum. Endişelerimiz 40 günün sonunda
doktorumuz artık sarılığın kalmadığını söyleyene kadar geçmedi.
Anne karnında geçirilecek bir saatin bile değeri
gerçekten çok büyükmüş bunu çok iyi anladım…..
Nehir şu anda 11 aylık ben çalıştığım için ona bakıcısı bakıyor.
Emekleyebiliyor, ayağa kalabiliyor, altı tane dişi var. Halen
yaşıtlarını yakalayabilmiş değil. Zaten bu iştahsızlıkla devam
ederse yaşıtlarını yakalaması biraz zaman alacak gibi gözüküyor.
Her anne gibi ben de kızımı çok seviyorum ve her gün sağlıklı
olduğu için şükrediyorum. Kızımla geçirdiğim her gününün değerini
bilerek yaşamaya gayret ediyorum. İlerde kızıma bir anı bırakabilmek
adına bu öyküyü sizlerle paylaşmak istedim. Bana bu fırsatı veren
PEDİATRİ PORTALINA ve Nehir’in öyküsünü okuyan herkese teşekkür
ederim.
Mutlu ve sağlıklı günler dilerim.
Sevgilerle.
Güzin Zeynep Akseki |